Haber: İshak KARA(VAN) - Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, "Bir tarafta beş ay gibi bir sürede dolar bazında servetini 13 katına, 15 katına çıkartan mutlu bir azınlık, diğer tarafta emeklilerimiz, emekçilerimiz, asgari ücretlilerimiz. Türkiye'deki bu iki kesim arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyor" dedi.Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Van Ticaret ve Sanayi Odası'nda yapılan İpekyolu ilçesi 3.
Olağan Kongresi'nde konuştu. Erbakan, Van'ın tarihi ve manevi önemine dikkat çekerek kenti Milli Görüş'ün önemli merkezlerinden biri olarak nitelendirdi. Türkiye'de ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin birlik ve beraberliğin korunması gerektiğini vurgulayan Erbakan, iktidara gelmeleri halinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım, hayvancılık, sanayi ve teknoloji yatırımlarını artıracaklarını belirtti.
Bölgeye en az beş katı meslek eğitim merkezi ve fabrika kurmayı, ana dilde eğitim meselesini çözmeyi hedeflediklerini ifade eden Erbakan, Büyük Ortadoğu Projesi ve Büyük İsrail Projesi'ne karşı olduklarını belirterek Türk, Kürt ve diğer halklar arasındaki kardeşliğin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Erbakan şunları söyledi: "Doyumsuz, nefsi azmış bir avuç azınlık, fonlarda yaptıkları dolandırıcılıkla beş ayın içerisinde bu milletin milyarlarca lirasını götürdüler; buharlaştırdılar, zimmetlerine geçirdiler.
Bir tarafta doyumsuzluk ve denetimsizlik yüzünden milyarlarca lirayı zimmetine geçiren azınlık, diğer tarafta 'ay sonunu nasıl getireceğim?' diye kara kara düşünen emekçilerimiz. Bir tarafta beş ay gibi bir sürede dolar bazında servetini 13 katına, 15 katına çıkartan mutlu bir azınlık, diğer tarafta emeklilerimiz, emekçilerimiz, asgari ücretlilerimiz.
Türkiye'deki bu iki kesim arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyor. Canına kıyan emekli polis memurunun bu devletten talebi neydi biliyor musunuz? Memurlara verilen aylık 8 bin 77 TL seyyanen zammın emekli memurlara da yapılmasını istiyordu.
Ayda 8 bin 77 TL seyyanen zammı alamadığı için canına kıyan, hayatına son veren emekli memurumuz bir taraftadır; beş ayda, altı ayda 2 milyar lirayı, 5 milyar lirayı, 20 milyar lirayı cebine koyup İsviçre bankalarına aktaran mutlu azınlık diğer taraftadır. İşte Türkiye böyle bir tezatlar ülkesidir. Emeklilerimize buradan sesleniyorum: Bu davayı hep birlikte dimdik ayakta durarak kazanacağız.
Hiç kimse olmasa bile yanınızda Erbakan Hocamızın öğrencisi olan, Erbakan Hocamızın davasını devam ettiren Yeniden Refah var, Milli Görüş var. Üzülmeyin, ilk seçimde iktidar olacağız ve Erbakan Hocamızın verdiği o maaş zamlarını emeklilerimize biz de vereceğiz inşallah.""ADİL
EKONOMİK DÜZENİ HAKİM KILANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM
EDECEĞİZ"Erbakan, açlık sınırının 37 bin, yoksulluk sınırının ise 121 bin liraya ulaştığını belirterek asgari ücretli ve emeklilerin gelirlerinin yetersiz kaldığını ifade ederek açıklamasını şöyle sürdürdü: "Türk-İş'in verileri ortada; açlık sınırı 4 kişilik bir aile için 37 bin lira seviyesine gelmiş, yoksulluk sınırı 4 kişilik bir aile için 121 bin lira seviyesine gelmiştir.
Ayda evinize 121 bin lira girmiyorsa o evdekiler yoksuldur; temel ihtiyaçlarını kimseye muhtaç olmadan karşılayabilmeleri mümkün değil. Peki bu ülkede asgari ücret ne kadar? 28 bin 75 lira.
En düşük emekli maaşı ne kadar? 23 bin 552 lira. Bu ne demek?
Bu ülkede 8 milyondan fazla asgari ücretli, 16 milyondan fazla emekli açlık sınırının altında gelire sahip. Matematik olarak ellerine geçen para tam olarak sağlıklı bir şekilde beslenmelerine bile yetecek bir para değil. 8 milyon asgari ücretli, 16 milyon emekli, toplam 24 milyon insan yapar.
Toplumun yüzde 45'i açlık sınırının altında gelire sahip, toplumun yüzde 80'i de yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip. Yıllardır haykırıyoruz: Ey iktidar mensupları, bu insanları bu maaşlarla yaşatamazsınız! İnsanlık onuruna yakışmayacak düzeydeki bu maaşlarla bu insanları süründürmeye hakkınız yok.
Erbakan Hocamızın ikazıyla sesleniyorum: 'Oyun oynamıyoruz! Faiz lobilerine, imtiyazlı holdinglere ve kamudaki israfa trilyonlar akıtıp emekliye, emekçiye açlığı reva gören bu düzene bir an evvel son verin'. Buradan, Van'dan, İpek Yolu'ndan bir kez daha haykırıyorum: Emeklilerimiz, emekçilerimiz yalnız değildir!
Yeniden Refah olarak paylaşımda adaleti sağlayana kadar, adil ekonomik düzeni hakim kılana kadar mücadeleye devam edeceğiz.""YILIN İLK 8 AYINDA 82
BİN ESNAF KEPENK
İNDİRDİ"Devletin faiz giderleri ve bankaların yüksek karlarını eleştirerek, faiz odaklı ekonomik düzenin emekli, işçi, çiftçi ve esnafı mağdur ettiğini ifade eden Erbakan, bu yılın ilk sekiz ayında 82 bin esnafın kepenk kapattığını vurgulayarak şunları söyledi: "Bu senenin ilk 8 ayında devletin ödediği faiz 2 trilyon lira!
Dakikada 5.7 milyon lira faiz ödüyor devlet. Konuşmamızı yapıp inene kadar 341 milyon lira faize gidecek. Her bir dakikada yaklaşık 100 bin euro faize gidiyor.
Böyle olunca emekliye, emekçiye, çiftçiye, köylüye, besiciye para kalmıyor. Bu milletin vergisi maalesef faiz canavarına gidiyor. Bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında 600 milyar lira kar etmiş.
Her gün 2.8 milyar lira kar ediyor bankacılık sektörü. Kaybeden millet oluyor; kazanan bankacılık sektörü, faiz lobileri ve faiz baronları oluyor. Bankaların, faiz lobilerinin kasası doluyor, milletin cebi maalesef boşalıyor.
Bu yılın ilk 8 ayında 82 bin esnaf kepenk indirdi. Bu vergilerle, bu iş yeri kiralarıyla, bu SGK primleriyle, bu Bağ-Kur borçlarıyla, bir de üstüne üstlük alım gücünün sıfıra düştüğü bir piyasada mal satamadığı için her geçen gün esnaf kepenk indiriyor. Her gün 341 esnaf kepenk indirirken, aynı gün 24 saat içinde bankalar ve faizciler 2.8 milyar lira kar ediyorlar.
İşte böyle bir sistemle karşı karşıyayız. Üreten, emek veren, vergisini kuruşu kuruşuna ödeyenler kaybediyor; ama parasını faize yatıran, borsada manipülasyonla köşeyi dönen, tek çivi çakmadan servetine servet katanlar maalesef kazanıyor. Alın teri dökenler, dükkanı ayakta tutmaya çalışanlar, üretim yapmak isteyenler, işçiler, emekçiler, çiftçiler, köylüler batıyor; faiz lobileri, bankacılar ve faiz baronları kazanıyor"86
MİLYON KREDİ KARTIYLA, TÜKETİCİ KREDİSİYLE BANKALARA BORÇLANARAK AYAKTA KALMAYA
ÇALIŞIYOR"Bu yılın ilk 8 ayında 224 bin çek karşılıksız çıktı. Piyasada para kalmadı. Tutarı 233 milyar lira olan bu çekler karşılıksız çıkmış.
Bu, piyasada nakit kalmadığının, esnafın ve küçük tüccarın birbirine ödeme yapamadığının bir ilanıdır. Peki devlet ne yaptı? Esnafa el mi uzattı?
Hayır! 27 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayınlanan kararla Halkbank'ın esnaf kredilerindeki Hazine faiz desteği yüzde 50'den yüzde 40'a indirildi. Esnaf kredilerindeki Hazine faiz desteğini daha da artırıp esnafa can simidi olacağı yerde, bu desteği azaltarak esnafı daha da beter bir duruma sevk ettiler.
Boğulan esnafa can simidi atmak yerine nefesini daha da kestiler. Peki vergi ve SGK borcu olan esnafa yapılandırma olarak sundukları şey ne? Yıllık yüzde 29 vade farkı!
Yapılandırma diye sunulan planda her sene yüzde 29 vade farkını da ödemek mecburiyetinde kalıyorlar. Esnaf bu şartlar altında kepenk indirmesin de ne yapsın? Emeklinin, asgari ücretlinin, esnafın hali perişan; boğazına kadar borca batmış.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 86 milyonunun bankalara olan borcu ne kadar oldu biliyor musunuz? 7 trilyon lirayı geçti! AK Parti iktidara geldiğinde milletin bankalara borcu 6 milyar liraydı.
Bu aradan geçen 24 senede milletin bankalara borcu bin mislinden daha fazla arttı ve 7 trilyon lirayı aştı. Bu millet cebinde para olsa, geliri yeterli olsa gidip de bankalara bin misli fazla borçlanır mı Allah aşkına? Demek ki bu millete yeterli gelir düzeyini sağlamıyorsunuz, yeterli maaşı vermiyorsunuz.
Bu millet de 86 milyon gidip kredi kartıyla, tüketici kredisiyle bankalara borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor.""SANAYİ
HER GEÇEN GÜN KAN KAYBETMEYE DEVAM
EDİYOR"Yüksek faiz, enerji ve hammadde maliyetlerinin sanayici ve üreticiyi çıkmaza sürüklediğini belirten Erbakan, fabrikaların kapandığını, binlerce emekçinin işsiz kaldığını ifade ederek açıklamasına şöyle devam etti: "Faizle değil, üretimle ayakta durmak isteyenler batırılıyor. Makine sektöründe kapasite kullanım oranı yüzde 64'e kadar inmiş.
Bu yılın ilk 6 ayında bin 200'den fazla konkordato ilan edildi; sadece mayıs ayında 438 şirket konkordato ilan etti. Şirketler batıyor. Tekstil felaket bir durumda; makine sektörü, üretim, sanayi maalesef felaket bir durumda.
Çünkü sanayiciye verilen kredinin faizi yüzde 41. Yüzde 41 faizle kredi alıp finansman alıp, bir de dünyanın en pahalı enerji maliyetinin altında kalınca bu sanayicinin rekabet edebilmesi, bacasını tüttürebilmesi mümkün olmuyor. Tekstil ve hazır giyimde son 18 ayda 5 bin 777 firma kapandı, 121 bin emekçi işini kaybetti.
Manisa'da Türkiye'nin dev markası Vestel'de çalışan sayısı 2024 yılında 19 bindi, bu yıl Haziran'da 11 bin 800'e düştü. Sadece bir firmada, Vestel'de bir senenin içerisinde 7 bin 700 emekçi işini kaybediyor. Üretim sektörü, sanayi her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor.
Batan kim? Faize değil, üretime ve istihdama yatırım yapan, parasını makineye, tezgaha, işçiye aktaranlar. Peki kazanan kim?
Parasını faize yatıran, üretmeden kazanmaya çalışanlar! Bu düzende fabrika kurmak cezalandırılıyor, faiz geliriyle kolay yoldan zengin olmaya çalışmak maalesef ödüllendiriliyor. Son 5 senede Amerika'da akaryakıt fiyatları yüzde 41 arttı.
Almanya'da son 5 senede akaryakıt fiyatı yüzde 45 arttı. Avrupa Birliği'nde son 5 senede akaryakıt fiyatı yüzde 34 arttı. Peki Türkiye'de?
Benzin fiyatı son 5 senede yüzde 937 arttı, mazot fiyatı son 5 senede yüzde 1.190 arttı. 5 sene önce 400 liraya dolan depo, bugün 4 bin 500 liraya doluyor. Böyle bir akaryakıt maliyeti karşısında üretici, nakliyeci, çiftçi, köylü ne yapsın?
İşte böyle bir tabloyla karşı karşıyayız."Fatih Erbakan, Van'da geçmişte kurulan sanayi tesislerinin özelleştirilerek kapatıldığını savunarak kentin ekonomik açıdan ihmal edildiğini söyledi. Van'da genç işsizliğinin yüzde 40'ı aştığını, göçün arttığını belirten Erbakan, sınır ticaretindeki kısıtlamaları ve istihdam olanaklarının yetersizliğini eleştirdi.
Erbakan, Van'ın kalkınması için sanayi, tarım ve hayvancılığın desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak üretim ve istihdam odaklı politikalar uygulayacaklarını ifade etti.


